Telefon
WhatsApp
“Adı İklim, İçeriği Ticaret”
300 X 250 Reklam Alanı

Saadet Partisi Elazığ İl Başkanı Yunus Emre Yüksel  yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Adı;  iklim, içeriği; ticaret olan, orman yangınlarına, zirai dona, kuraklık sorununa hiçbir çözüm sunmayan, doğanın ve milletimizin çıkarına değil, sermayenin menfaatine hizmet edecek bu düzenlemeye Saadet Partisi olarak  oyu verdiğimizin halkımızın bilmesini istiyorum. Kendi yandaşlarının bile karşı çıkmasına rağmen bu kanunun yasalaşması için evet oyu kullanan AKP ve ortağına da bu milletin seçimlerde gerekli cevabı vereceğini umuyorum.” dedi.

 

“Asıl Amaç Ülkelerin Gelişmesini Engellemek Fakirleştirmek, Köleleştirmek…”

 

Yüksel açıklamasının devamında ise şu ifadelere yer verdi; “Yasalaşan kanunun görünürde iyi niyetli olduğunu ancak arka planda çok büyük felaketler barındıran bir kanun olduğunu, bu kanunun iklimle, doğayla, çevreyle uzaktan, yakından alakasının olmadığını, küresel elitlerin, ekonomik kaynakları ve gücü elinde tutmak için bir asır önce ortaya attığı; ’ dünyadaki kaynaklar sınırlıdır. Ama talep ve istekler sınırsızdır.’ iddiasının bugünkü kapitalist sömürü düzenine en büyük dayanak olduğunu söyleyebiliriz. Bir asırdır, dünyayı bu söylemle sömüren küresel elitler; son çeyrek asırda ömrünü tüketmekte olan kapitalizmin yerini almak üzere yeni projelerini gerçekleştirmek için çalışmalarını hızlandırmışlardır. Bu kanun;  iklim düzenlenmesi için değil piyasa düzenlenmesi için çıkarıldı, çıkarılan bu kanun çevre kaygısıyla değil, ticaret kaygısıyla kanunlaştırıldı. Asıl amaç çevreyi, doğayı değil, küresel şirketlerin ve sanayileşmiş devletlerin menfaatini korumaktır. Küresel güçler bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da kendilerinden başka hiç kimsenin üretim yapmasını istemiyor gelişmekte olan ülkeler diye uyduruk bir ad verdikleri ülkelerin gelişmesini engellemek, bu ülkeleri fakirleştirmek, köleleştirmek istiyorlar.

 

Bu ifsat ve sömürü projelerini gerçekleştirmek için; uluslar üstü birçok kuruluşu (BM, DSÖ, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ekonomik Forumu) kullanma ve bu kurumlardan aldırdıkları kararları dünya ülkelerine dayatma politikasını günümüzde en temel strateji olarak benimsemişlerdir. Dünya nüfusunu azaltmak, ekini ve nesli (aileyi) yok etmek, milletleri her türlü aidiyetlerinden kopararak tek tip bireyler haline getirmek, bu bireyleri kolayca yönetebilmek ve kendilerine daha rahat hizmet ettirebilmek için son yıllarda Dünya Ekonomik Forumu’nu en temel araçlarından biri olarak kullanmaktadırlar. Bireysel özgürlükleri kısıtlamak ve totaliter bir yeni dünya düzeni ve tek dünya devleti  kurmak için bahane olarak kullanılmaktadır. Getirilen İklim Kanunu’nun iklimle, doğayla, çevreyle hiçbir ilgisi yok. Bu yasa, iklimi değil piyasayı düzenlemek için getiriliyor.”

 

“Sivil Toplum Yok Denetim Yok!”

Saadet Partisi Elazığ İl Başkanı Yunus Emre Yüksel yasalaştırılan  iklim kanunundaki sıkıntıları da şu şekilde açıkladı;  “İklim Kanunu sadece çevreyle ilgili bir düzenleme değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik ve sosyal geleceğini de belirleyecek kritik bir adım. Ancak, kanun teklifi hazırlanırken bilim insanlarının ve iklim alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının (STK) görüşlerine başvurulmadı. Ayrıca STK’lara, teklif edilen kurul ve mekanizmalarda da yer verilmedi. Bu haliyle teklif, iklim politikasında denetim ve şeffaflık sağlamaktan uzak kalıyor.

 

Bilim insanları, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için emisyonların bugünden itibaren hızla azaltılması gerektiğini söylüyor. Ancak kanun teklifinde, seragazı emisyonlarını bugünden itibaren azaltmayı taahhüt eden mutlak bir azaltım hedefi bulunmuyor. Türkiye’nin seragazı emisyonlarını hangi seviyeye kadar ve hangi hızla azaltacağı net bir şekilde ortaya konmuyor.

İklim değişikliğiyle mücadelede en önemli adım fosil yakıtların terk edilmesi. Ancak, kanun teklifi kömür, petrol ve gaz kullanımının sonlandırılmasına dair bir hedef içermiyor.

Teklif, esasen Emisyon Ticaret Sistemini (ETS) düzenlemeye odaklanıyor. Ancak, seragazı emisyonlarının azaltımını hedeflemeden devreye alınacak bir ETS, düşük karbon fiyatlarının oluştuğu, sığ bir emisyon piyasasına dönüşme riski taşıyor.

 

Kömürlü termik santrallar gibi fosil yakıta dayalı sektörlerin kademeli olarak ortadan kalkmasıyla etkilenecek çalışanların ve geçim kaynakları bu sektörlere dayalı olan hane halklarının mağdur olmaması için adil bir geçiş mekanizması kurulması gerekiyor. Ancak, kanun teklifinde adil geçiş kavramı yer alsa da buna yönelik somut bir mekanizma sunulmuyor”  

   

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!