Başkan Gülnar Savaşın Bölge Turizmine Etkisini Değerlendirdi
TÜRSAB Harput BTK Başkanı Cuma Gülnar ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın turizm üzerinde yarattığı olumsuzluklara dikkat çekti.
Savaşın olumsuzluklarını derinden ve ilk his eden sektörlerin başında hiç kuşku yok ki turizm sektörü geliyor. Bacasız sanayi olarak adlandırılan turizm sektörü ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın olumsuzluklarını his etmeye başladı. Savaşın bölge turizmine yönelik etkilerini değerlendiren TÜRSAB Harput BTK Başkanı Cuma Gülnar savaşın bölgede ciddi bir tedirginlik yarattığını kaydetti.
“Doğu Ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, Güvenlik Algısındaki Bozulmadan En Fazla Etkilenen Yerlerin Başında Gelmektedir”
TÜRSAB Harput BTK Başkanı Cuma Gülnar ABD’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine seyahat edilmemesi yönündeki uyarısının bölge turizmcileri açısından ciddi bir endişeye neden olduğunu kaydetti. Gülnar; “ Son dönemde Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında başlayan ve kısa sürede tüm Orta Doğu’yu etkisi altına alan savaş ortamı, yalnızca askeri ve siyasi dengeleri değil, bölge ekonomisini ve özellikle turizmi de derinden sarsmaktadır. Çatışmaların genişleme ihtimali, sınır komşusu ülkeler başta olmak üzere tüm coğrafyada ciddi bir tedirginlik yaratmıştır Savaşın doğrudan tarafı olmayan ülkeler bile bu atmosferden olumsuz etkilenmektedir. Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum nedeniyle her bölgesinde bu gerginliğin yansımalarını hissetmektedir. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, güvenlik algısındaki bozulmadan en fazla etkilenen yerlerin başında gelmektedir. Oysa son yıllarda kültür, inanç, gastronomi ve doğa turizmi açısından önemli bir ivme yakalanmış; yerli ve yabancı turist sayısında kayda değer artışlar yaşanmıştı.
Ancak başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bazı Batılı ülkelerin, vatandaşlarına Türkiye’nin doğu bölgelerine yönelik; ‘zorunlu olmadıkça seyahat etmeyin.’ uyarıları yapması, turizm sektöründe ciddi bir endişeye yol açmıştır. Bu tür seyahat uyarıları, sahadaki gerçek durumdan bağımsız olarak algıyı doğrudan etkilemekte; rezervasyon iptallerine ve yeni programların askıya alınmasına neden olmaktadır.” dedi.
“Seyahat Acentalarının Doğu Anadolu Programlarını İptal Etmesi Ya Da Ertelemesi Kuvvetle Muhtemeldir”
Açıklamalarını sürdüren Gülnar risk algısı nedeniyle Elazığ’ın da aralarında bulunduğu bölge illerindeki programlar acentalar tarafından iptal edilmesi yada ertelenmesinin kuvvetli bir ihtimal olduğunu dile getirdi. Gülnar; “ Bu süreçten etkilenecek illerimiz arasında Elazığ da bulunmaktadır. Tarihi zenginliği, doğal güzellikleri, Hazar Gölü, Harput’un kültürel mirası ve kendine özgü mutfağı ile önemli bir turizm potansiyeline sahip olan Elazığ, son yıllarda özellikle kültür turları kapsamında birçok seyahat acentasının programına dahil edilmekteydi. Ancak savaşın uzaması ve bölgesel risk algısının artması durumunda, seyahat acentalarının Doğu Anadolu programlarını iptal etmesi ya da ertelemesi kuvvetle muhtemeldir. Turizm, sadece otelleri ve rehberleri ilgilendiren bir sektör değildir. Restorandan esnafa, ulaşım sektöründen hediyelik eşya satıcısına kadar geniş bir kesimin geçim kaynağıdır. Bölge turizminin zarar görmesi; istihdam kaybı, gelir düşüşü ve ekonomik daralma anlamına gelecektir. Bu durum, zaten kırılgan olan yerel ekonomileri daha da zorlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
“Turizm Barış Ortamında Gelişen, Güven Duygusuyla Beslenen Bir Sektördür” Gülnar açıklamasının son bölümünde ise şu ifadelere yer verdi; “Unutulmamalıdır ki savaşların kazananı yoktur. Silahların gölgesinde büyüyen her kriz, yalnızca sınırların ötesindeki ülkeleri değil; ekonomik, sosyal ve insani açıdan tüm bölgeyi etkiler. Turizm ise barış ortamında gelişen, güven duygusuyla beslenen bir sektördür. Güvenin zedelendiği yerde seyahat planları ertelenir, yatırımlar durur, umutlar azalır.
Bölge halkı huzur ve istikrar istemektedir. İş dünyası öngörülebilirlik, turizm sektörü ise güven ortamı aramaktadır. Bu nedenle en büyük temennimiz, çatışmaların bir an önce sona ermesi, diplomasi kanallarının yeniden güçlenmesi ve bölgemizde kalıcı bir barış ortamının tesis edilmesidir.
Barış; sadece siyasi bir hedef değil, aynı zamanda ekmek, istihdam ve gelecek demektir. Elazığ’ın, Doğu Anadolu’nun ve tüm Türkiye’nin turizm potansiyelini koruyabilmesi için huzura, istikrara ve güvene her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır. Savaşın değil, barışın konuşulduğu bir coğrafya dileğiyle…”



Benzer Haberler
Elazığ Isınıyor
Başkan Alan Dost Meclisi’ne Konuk Oldu
Vatandaşların Tebessüm Etmemesi Keleş’e Yönelik Memnuniyetsizliğin Resmi Mi?
Fotoğraf Uğruna Emeği Ezdiler
Başkanlardan Seçilmiş Genel Başkan Özel'e Destek Kılıçdaroğlu'na Kongre Yap Açıklaması
Saadet Bayram Alışverişinin Kalbini Ziyaret Etti
“Bayramlar, Birliğimizi Pekiştiren Müstesna Günlerdir”
Saadet’ten Abdullahpaşa Çıkartması