Keskin Mehmet Ağar’ın Adının Geçtiği İstismar İddiaalı Dosyanın Üstünün Kapatıldığını Açıkladı
Türkiye’de yaptığı İnsan Hakları alanında yaptığı çalışmalar ile tanınan Avukat Eren Keskin Halk tv’de yayımlanan açıklamasında Elazığ eski Milletvekili Mehmet Ağar ile ilgili ciddi iddiaların bulunduğu dosya ile ilgili açıklamada bulundu.
Keskin 1996 yılında Türkiye’ye gelen Hollanda’lı savcı Joris Demmink’e götürülen üç çocuğun Demmink tarafından istismar edildiğini devlet görevlilerinin suç duyurusuna karşın dosyada Mehmet Ağar’ın isminin geçmesinden dolayı dosyanın üstünün kapatıldığını açıkladı. Çocukları Sulukule’den sokak çocukları arasından seçtiklerini açıklayan dönemin polis memuru Mehmet Korkmaz’ın Hollanda’da yayımlanan bir söyleşide anlattıkları ise adeta şok etkisi yarattı.
“Ben Bu Çocuklarla Da Bir Avukat Bürosunda Görüştüm. Anlattıkları Şeyler Gerçekten Korkunçtu”
Avukat Eren Keskin Halk Tv’de yayımlanan açıklamasında üstünün kapatıldığını dile getirdiği dosya ile ilgili şu ifadelere yer verdi; “ Bu dosya eski bir dosya ben 2013 yılında bu dosyaya dahil oldum. O dönem maalesef gerekli ilgiyi görmedi. Çünkü; bu dosyanın bir tarafında bu coğrafyanın en güçlü insanlarından devletin en güçlü insanlarından Mehmet Ağar vardı. O dönem ilgi görmedi. Dün birden bire bir paylaşım ile birlikte bir kişi paylaşım yaptı. Ben de doğrulmak zorunda kaldım Demnink 1996 yılında bir İnterpol toplantısına geliyor Türkiye’ye ve bu İnterpol toplantısına geldiğinde önce İstanbul’da Akgün Otel’de kalıyor. Orada bir küçük erkek çocuğu götürülüyor kendisine… Daha sonra bu çocuk ve iki çocuğu daha yanına alarak Bodrum’da bir tekne ile açılıyor. Bütün bu bilgiler bize nasıl geldi? Aslında bunu ortaya çıkartan da bir devlet görevlisi… İsminin sadece baş harflerini söyleyeyim; M. Y. A isimli istihbaratta çalışan ve o dönem kendisi de İnterpol toplantısına katılan ve o dönem İnterpol Müdürlüğü yapan Y. V. D isimli kişininde katıldığı bu toplantıda Demink’i gören kişi… Bu olayın ortaya çıkışı şöyle oluyor; Demink Holanda’da Adalet Bakanlığı’nda müsteşar olarak görev yapıyor. O dönemde Hüseyin Baybaşin Hollanda’da tutuklanıyor. Bu dava Baybaşin davası ile karşılıklı birbirine koz olarak kullandığı bir dava haline geliyor. Ortaya çıkması da bu şekilde oluyor. Tabi ki karşı tarafta Mehmet Ağar olduğu için avukatlar girmek istemiyorlar. Bir şekilde Baybaşin’in avukatı bana ulaştı. Ben Baybaşin’in kendisi ile görüştüm. Biz insan hakları savunucuları olarak bu olaylar ile çok ilgiliyiz. Ben bu çocuklarla da bir avukat bürosunda görüştüm. Anlattıkları şeyler gerçekten korkunçtu…”
“Hem Demink Hakkında, Hem Mehmet Ağar, Yine Olay Döneminde Görevde Olan Mehmet Emin Aslan, Ferruh Tankuş, Hüdai Sayın Hakkında Suç Duyurusu Yaptık”
Açıklamasının devamında ise Keskin Şu ifadelere yer verdi; “Bir gazeteci Burhan Kazmalı bu çocukları bulup Demink’e götüren polis memuru ile bir görüşme yapıyor. Bu kayıtlarda var. Bunun üzerine suç duyurusu yaptık. Ama bizden önce yapılmış bir suç duyurusu var. Bizden önce bu istihbarat görevlisi suç duyurusu yapmış. Bu suç duyurusu takipsizlikle sonuçlanmış Ama bu suç duyurusunun takipsizlikle sonuçlandığı belgede Demink’in Temmuz 1996 ‘da Türkiye’ye geldiği sabit. Ancak bu dosya bir şekilde kapatılıyor. Biz hemen ardından yeni bir suç duyurusunda bulunduk. Hem Demink hakkında, hem Mehmet Ağar, yine olay dönemininde görevde olan Mehmet Emin Aslan, Ferruh Tankuş, Hüdai Sayın hakkında suç duyurusu yaptık. Biz suç duyurusunu yaparken zaman aşımının söz konusunu engelleme açısından TCK77. Maddesi’ni kullandık. İnsanlığa karşı işlenmiş suç olduğunu dile getirerek bir suç duyurusu yaptık. 25 gün sonra takipsizlik kararı verildi. Bu arada bir gizlilik kararı alınmamış olmamasına rağmen benim dosyayı incelememe izin verilmedi. Hep engel çıkartıldı. Ben bunların hepsini o dönem kamuoyuna anlattım. Haber olarak da çıktı. İtiraz ettik takipsizlik kararına itirazımız da red edildi. Daha sonra takip devam edecekti. Tabi zaman geçti aradan çocuklar evlendiler. Maalesef evlendikleri kişilerin ailelerinin haberi olmadığı için çok gündem olmasını da istemediler. Dosya böyle kapandı, gitti. “
“Çocukların İfadesi Dahi Alınmadan 25 Gün Gibi Kısa Bir Sürede Savcılık Takipsizlik Kararı Verdi”
Keskin; “Bir kamu görevlisinin kendi açık beyanları var. Burhan Kazmalı ile yaptığı röportaj var. Hollanda’da yayımlandı. Bizim coğrafyamızda devlet görevlilerinin işlediği suçlarda büyük bir cezasızlık söz konusu… Ama Hollanda’da Demink ile ilgili suç duyuruları oldu. Orada bu konuyu özgürce tartıştılar. Demink insan içine çıkamaz hale geldi. Ama bizim coğrafyamızda her zaman olduğu gibi üstü kapatıldı. Bugün Epstain olayı gündeme gelince ve bir kişinin bunu paylaşması ile birlikte yeniden gündeme geldi. Şimdi tekrar söylüyorum; bu çocuklar şuanda evliler. Evlendikleri kişiler bu olayları bilmiyor. Bu çocuklar artık bu konuların konuşulmasını istemiyorlar. Hiçbir beklentileri yok. Yargıya hiçbir güvenleri yok. Ama ben bu çocuklar ile görüştüğümde çocukların kendilerinin alınıp ilk önce bir yere götürülüyor. Akgün Otel’e… Ertesi gün iki tane daha Bodrum’a gidiyorlar. Tekneyle Demink ile birlikte… Kendilerine bir miktar para veriliyor. Sonra konuşmalarını engellemek için ayrıntılarını söylemeyeceğim bir şiddet uygulanıyor. Bu dosya Türkiye’de kapandı. Ama o zaman çok korkuyorlardı. Ayrıntılı olarak anlattılar. Bizim başımıza bir şey gelir mi diye korkuyorlardı. İstihbarat görevlisinin tanık olarak dinlenmesini istedik. Kaldı ki kendisini çok net bir şekilde beyanları ve suç duyuruları var. Buna rağmen dosya kapatıldı. Böylesine önemli bir olayda çocukların ifadesi dahi alınmadan 25 gün gibi kısa bir sürede savcılık takipsizlik kararı verdi. Üstü kapatıldı. Cezasızlık son bulmadığı sürece bu sorunlar devam edecek. Bu çocukların hakkını kim ödeyecek? Bu çocukların travmasını kim önleyecek? Bunun cevabını kim ödeyebilir? “ dedi
“Tabi İllaki Korkuyordu. Korkmaz Mı? Korkar …”
Keskin’in dikkat çektiği ve çocukları bulan ekipte yer aldığını ifade eden polis memuru Mehmet Kormaz’ın ise Hollanda’da yayımlanan bir söyleşide olayla ilgili şu ifadelere yer verdiği görüldü Korkmaz; “İstanbul surlarında araştırdık, sokak çocukları… Onları araştırdık. Bulduk, bulduğumuz çocuklar da oldu. Bir kişiyi daha şey seçtik. Çocuk korkuyor muydu sorusuna ise Korkmaz’ın ; Tabi illaki korkuyordu. Kormaz mı? Korkar… Ama biz kimseye bir şey söylemiyorduk yani …”



Benzer Haberler
Elazığ Isınıyor
Başkan Alan Dost Meclisi’ne Konuk Oldu
Vatandaşların Tebessüm Etmemesi Keleş’e Yönelik Memnuniyetsizliğin Resmi Mi?
Fotoğraf Uğruna Emeği Ezdiler
Başkanlardan Seçilmiş Genel Başkan Özel'e Destek Kılıçdaroğlu'na Kongre Yap Açıklaması
Saadet Bayram Alışverişinin Kalbini Ziyaret Etti
“Bayramlar, Birliğimizi Pekiştiren Müstesna Günlerdir”
Saadet’ten Abdullahpaşa Çıkartması